Sağır sığır
Eşref, hiç aklında yokken kasaba pazarına gittiğinde
ehven fiyata bir sığır almıştı.
Kamyonetin arkasına atıp eve geldiğinde ahırdaki diğer
sığırların arasına salmıştı.
Yeteri kadar sığırı vardı, ama ucuza bulunca bir tane
daha niye almasındı. Babası hep “fazla mal göz çıkarmaz” derdi.
Başlangıçta hiç bir sıkıntı yoktu. Yeni sığır ahıra
alışmıştı. Yemini, suyunu içiyor, sütünü veriyordu.
Ancak bir sabah bütün diğer sığırlarla birlikte çayıra
saldığında bir tuhaflık sezdi.
Bütün sığırları alıştırmıştı ıslık çaldığında hepsi
toplaşıyordu. Sonra güderek hepsini yeniden ahıra koyuyordu.
Her şey normaldi, ama bu yeni sığır ıslıkla verdiği
komutlara uymuyor, ortalıkta tek başına dolaşıyordu. Biraz uğraşıp bunu da
eğitmem lazım diye düşündü.
Günlerce uğraştı. Olmuyordu.
Onu uzaktan izleyen tarla komşusu Rıza emmi meraklanıp
yanına geldi.
“Hayırdır komşu?”
“Yav, Rıza emmi bütün bu sürüyü eğittim, Bunu eğitemedim.
Bir zeka sorunu mu var acaba?”
Rıza emmi, “Dur bakalım, deyip, ceketinin cebinden
kavalını çıkarıp, sığırın kulağının dibinde üfledi.
Sığırda hiçbir hareket yoktu.
“Komşu senin bu sığır sağır galiba, duymuyor.”
“Deme yahu. Vay sahtekar pazarcı, bana sağır sığırı
kakaladı demek ki.”
***
Pazara gidip satıcıyı buldu.
“Sen beni aldattın birader, on gün önce sattığın sığır
arızalı çıktı.”
“Nasıl yani, süt mü vermiyor?”
“Hayır, veriyor.”
“Sıçıyor mu?”
“Evet.”
“Ne güzel tezeğinden yararlanırsın. Sırtına yük attığında
taşımıyor mu?”
“Taşıyor.”
“Tarlayı sürerken sorun mu çıkarıyor? Gücü mü yok?”
“Ona gerek yok, artık zaten traktörüm var.”
“Biraz semirince belki keser etinden yararlanırsın,
yersin veya satarsın.”
“Birader bunların hiçbiri değil. Senin sattığın sığır
sağır! Sen bunu bilerek satıp beni kazıklayabileceğini mi sandın?”
“Haaa, anladım; sen de süt verimini arttırmak için
ineklerine klasik müzik dinletenlerdensin.”
No comments:
Post a Comment