Showing posts with label Kitap tanıtımı. Show all posts
Showing posts with label Kitap tanıtımı. Show all posts

22 March 2016

Bir Raftan Bir Sahaftan



Kadir Yüksel yazmış:



"Mehmet Hakkı Yazıcı’nın üçüncü öykü kitabı Yaşam Annemin Hatırladıklarıysa. 

Geniş bir zaman dilimine ve coğrafyaya, tarihsel arka yapıya oturtuyor öykülerini. Kitapla aynı adı taşıyan öyküde darbelerin içine yol alıyoruz. Darbelerin yıkıntılarıyla bellek yitimine uğrayan bir annenin trajik boyutlu öyküsünü okuyoruz. Bir başka öyküde mübadele günlerine götürüyor bizi yazar, bir başkasında 6-7 Eylül olaylarına. Yaşamın ağır yanlarını anlatıyor Mehmet Hakkı Yazıcı, acılardan, kayıplardan, ölümlerden, baskılardan söz ediyor ama aşksız, umutsuz bırakmıyor bizi, bütün sıkışmışlığımıza rağmen. Öykü dilindeki ironiden, gülümseten bakıştan mutlaka söz edilmeli. Akıcı, yalın bir anlatımı var öykülerin. Sahiciliği hiç zedelemiyor, kolay iletişim kuruyor okuyucusuyla."

13 December 2015

Yaşam Hatırladıklarımız mı Yalnızca?


















AKIN EVREN


Zamanda ileri geri yolculuklarla bize pek çok ve değişik insanlık durumunu sunan hikayeler, hem yalnız olmadığımızı söylüyor bize hem de o kadar önemli olmadığımızı.

Yaşanan yıl sayısı arttıkça bagajımız da büyür. Gerekli gereksiz pek çok şeyi taşır dururuz bu bagajda. İlk çocukluk günlerinden başlayıp tüm yaşanmışlıkların izlerini, değer verdiğimiz anların kendimizce yontulmuş parlatılmış anılarını sık sık zihinsel börkeneğimizden çıkartır ve yeniden çiğneriz dilimizle dişlerimiz arasında. O eski tatları, eski haliyle yeniden duyumsamaya çalışırız.

Peki, ya bizi geçmişimizle bağlayan o tel kopuverirse ne olur? Bir tarihte, anılarını yazan bir okul abimize “Maşallah, ne büyük kütüphaneniz var belleğinizde” demiştim. O da “Kütüphane iyi de kütüphaneci yerinde değil” demişti bana. Gerçekten, insan beyninde de, onun çalışma biçimini taklit eden bilgisayarlarda da, biriktirilen bilgi ve anılarla onlara erişmemizi sağlayan bağlantı mekanizmaları farklı farklı yerlerde. Onca bilgiyle aradaki bağ bir kez koptu mu gitti gider oluyor. Bu süreç bazen yavaş yavaş ve yıllara bağlı gerçekleşiyor, bazen bir gecede.

Sevgili dostum Mehmet Hakkı Yazıcı, artık iyiden iyiye ısındığı kısa hikayeciliğinin üçüncü verimi olan “Yaşam Annemin Hatırladıklarıysa” (*)  kitabının aynı adı taşıyan ilk hikayesinde, askeri darbenin sıkıntılarının da etkisiyle bellek yitimine uğrayan bir annenin yürek burkan hallerini anlatıyor.

Hakkı, hem 12 Mart’ı hem 12 Eylül’ü yaşamış bir kişi. Bu bağlamda hem 68’li hem 78’li. Bu özellik hikayelerine de yansıyor.  “…Kantinden aldıkları etimekleri sütle ıslatıp, aralarına şokella sürüp üst üste dizdiler. En üste yine şokella sürüp süsleyerek Mamak pastası yaptılar. Bütün Komün üyeleri içinde bulundukları ortamın elverdiği ölçüde, Mamak pastası yiyerek Sabri’nin doğum gününü kutladılar. Bu pasta geleneği Mamak günlerinden kalmıştı…”

“Dedem Dimitri” hikayesinde anlatılan Mehmet ve Dimitri’nin aşklarından vazgeçmemek uğruna, kimliklerini değiştirerek birbirinin yerine geçmeleri, mübadelenin acılarını bizlere bir kez daha anımsatıyor.

“Komen… Komen” hikayesinde, 6-7 Eylül olaylarından sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalan Rumların anımsandığı bir çocuk dostluğu dile getiriliyor. Çocukluğun önyargısız kardeşliğinin naif sıcaklığını tadıyoruz o satırlarda.

Kısa Hikaye,  benim çok sevdiğim bir edebiyat türü. Türk edebiyatında Sabahatin Âli, Sait Faik, Haldun Taner gibi pek çok ustası var. Bir dönem gözden düştüyse de şimdilerde pek çok hikaye yazılıyor ve yayınlanıyor. Hakkı Yazıcı, daha önce yayınlanan “Yitik Zamanlar Dükkanı” ve Akvaryumdaki (Ba)Balık” kitaplarındaki hikayelerinde olduğu gibi bu kez de sevecen ve babacan bir tavırla anlatıyor. Geniş bir coğrafyayı ve zaman parçasını kapsıyor. 

Dili zorlamasız ve zaman zaman kalemine geldiği gibi. Yaşam bilgeliğinin deneysel bütünlüğü ve kavrayışı hikaye kurgularına yansıyor. Zengin bir spektrumu bizimle paylaşıyor ve bizi kendi zaman ve mekanına taşımayı başarıyor.

Hikaye okumak, vakit azlığından ya da kesintisiz okuyamamaktan yakınan ve edebiyattan uzak duranlar için bir telafi yöntemi de olabilir. Ne var ki, zamanda ileri geri yolculuklarla bize pek çok ve değişik insanlık durumunu sunan hikayeler hem yalnız olmadığımızı söylüyor bize hem de o kadar önemli olmadığımızı… (AE/AS)


* “Yaşam Annemin Hatırladıklarıysa”, Mehmet Hakkı Yazıcı, Nota Bene Yayınları, Ekim 2015, Ankara

21 October 2015

Yaşam Annemin Hatırladıklarıysa / Mehmet Hakkı Yazıcı





Yayınevi: Nota Bene Yayınları 

Sayfa Sayısı: 120
Baskı Yılı: 2015

Kitap tanıtım bülteninden:

Yalandı. Getirmediler oğlumu geri. Nereye götürdüklerini, ne zaman döneceğini ve hatta sağ olup olmadığını bile bilmiyordum. Sanki bir iblis yeryüzüne inip alıp kaçırmıştı oğlumu. Gavur komitacıları bile yapmazdı bunların yaptığını. Nereye başvurduysam bulamadım yavrumu. Karakolları, amirlikleri, hapishaneleri
ve hastaneleri tek tek dolaştım.

Mehmet Hakkı Yazıcı’nın kalemi acılar, ölümler, kayıplar arasından çıkıp geliyor, hapishanelere, sürgünlere uzanıyor, devlet dersinde öldürülmekten beter edilmiş bir kuşağın sesi olup bugünü yankılıyor. Kahretmeyen, diz çökmeyen, yürümeyi yol eylemiş insanların öykülerini edebiyatımıza taşıyor. En başa çıkılması zor durumları bile gülümseyerek anlatıyor Mehmet Hakkı Yazıcı. Hayat boyumuzu aştığında, onunla başa çıkma yöntemlerimizi inceliyor titizlikle. Hatırlamanın ve hatırlatmanın ötesinde bugünümüzü anlatıyor geçmişe ait denemeyecek zamansız öykülerde.  Kendi sesini bulmuş bir yazardan, hayatı ıskalamamak bir yana hayat için mücadele eden öyküler.

İçindekiler:

Annemin Hatırladıkları
Yaşam Annemin Hatırladıklarıysa                                5
296’lık Konuk                                                              29
Dedem Dimitri                                                             43
Bunca Yıl Sonra Ne İş                                                52                                              
Komen,..Komen                                                          63

Yaşam
Nalbandın Fayton Sefası                                             68
Yalnızlık Başa Bela                                                      73
Ömer Beyin Kedisi                                                       76
Hayatımın Kaçan Penaltısı                                          84