Önce kemo, sonra afro
Müzeyyen Hanımla eski komşusu Şükran Hanım pazarda rastlaşmışlardı.
“Ah canım, ne kadar zaman oldu görüşmeyeli. Acelen yoksa şu çay bahçesinde oturup biraz hasret giderelim,”
Çok zamanı yoktu, ama eski komşusunu kırmak istemedi.
Araya giren diğer komşuların dedikodusu da sohbetin tuzu biberi idi. Onlarsız muhabbetin tadı tuzu olmuyordu.
Laf lafı açıyordu.
Şükran Hanım:
“Hayatım saç modelini çok beğendim. Çok yakışmış sana. Önceden de böyle kıvırcık mıydı senin saçın?”
Müzeyyen Hanım, buruk bir gülümsemeyle:
“Eh, öyle oldu. Önce kemo, sonra afro,” diye cevap verdi.
Şükran Hanım, komşusunun illet bir hastalığa yakalandığını, kemoterapi tedavisi geçirdiğini bilmiyordu. “Kemo” diyerek kocası rahmetli Kemal Bey’i kastediyor, zannetmişti.
Ne
huysuz adamdı. Ne çok çektirmişti kadıncağıza.
Bir ara komşulardan Kemal Bey’in sarhoşken karısını dövdüğünü, saçını başını yolduğunu duymuştu.
“Hayatım
bir ara kuaförünün telefonunu ver, ben de yaptırayım bu modelden,” dedi.

No comments:
Post a Comment